Van’da bitmeyen OHAL

ÖZKAN KÜÇÜK

Van’da 21 Kasım 2016 tarihinden bu yana yaklaşık 1200 gündür kesintisiz devam eden gösteri, yürüyüş ve basın açıklamaları yasağı demokratik ifade araçlarının kullanılmasının önünde engel olmaya devam ediyor.

Son olarak 07.02.2020 tarihinde yayınlanan Valilik kararıyla, “Van ili coğrafi sınırları içerisinde açık alanlarda düzenlenecek gösteri yürüyüşü, açık hava toplantısı, basın açıklaması, oturma eylemi ve anket yapılması, çadır ve stant kurulması/açılması, imza kampanyası düzenlenmesi, bildiri, broşür ve el ilanı dağıtılması YASAKLANMIŞTIR,” denildi.

Konu hakkında görüşlerine başvurduğumuz Van Barosu Başkanı Zülküf Uçar’ın da dikkat çektiği gibi, yasak yalnızca toplantı ve gösteri yürüyüşleri kapsamında olmayıp basın açıklaması, anket, broşür ve el ilanı dağıtılması gibi hakları da kapsıyor.

Başka kentlerde de zaman zaman Valilik kararlarıyla 15 günlük yasaklar yayınlanmasına rağmen Van’daki yasakların neden kesintisiz olarak sürdüğü demokratik kamuoyunun merak konusu.

Yasak kararının üç vali değişmesine rağmen içeriğinin hiç değişmeden aynen sürdürülmesi ise konuya dikkat çekici başka bir boyut katıyor. Bazı STK temsilcilerinin doğrudan kendisine sormaları üzerine Vali Mehmet Ali Bilmez’in yasak konusunda kendisini aşan şeyler olduğunu söylediği de Van kamuoyunca konunun konuşulan başka bir boyutu.

Parti çalışmaları engelleniyor

Süreklileşen yasaklar konusunda Susma Platformu’na konuşan Halkların Demokratik Partisi Van İl Eş Başkanı Ökkeş Kawa, konuyu TBMM’de de dile getirmelerine rağmen yasağın sürdüğünü dile getirerek yasakların parti çalışmalarını da engellediğini, partilerinin Gevaş İlçe Kongresi için hazırlık çalışmaları sırasında Kaymakamlık tarafından bildiri dağıtmalarının ilgili yasak gerekçe gösterilerek engellendiğini dile getirdi.

Kawa, yasağın tüm sokak etkinliklerini kapsaması nedeniyle basın açıklamalarını parti binasının bahçesinde yapmak zorunda kaldıklarını, salon etkinliklerinin sürekli polis kamerasıyla kayıt edildiğini hatta konserlerin ve kültürel etkinliklerinde bu yasak gerekçe gösterilerek engellendiğini dile getirdi.

Kawa, Van’da seçimlerle elde ettikleri tüm belediyelere kayyum atandığını hatırlatarak, bu yasaklarla da Van’ın çevre iller için demokratikleşmede ve siyasallaşmada öncülük misyonunun engellenmeye çalışıldığını sözlerine ekledi.

Süreklileşen Valilik yasağını “hukukla bağdaşmayan keyfi bir yasak” olarak değerlendiren İnsan Hakları Derneği Van Şube Başkanı Murat Melet ise, bu yasağın toplumun haber alma, bir araya gelerek demokratik tepkisini dile getirme hakkına karşı uygulandığını söyledi.

Bunun bir yönetememe hali olduğunu vurgulayan Melet, “Madem ki her şey yasak o halde bunun adını OHAL koyun ki herkes bilsin” dedi.

Demokratik tepkilerin ifade edilmesinin yönetenlerin düşündüğünün aksine, ülkenin demokratikleşmesine katkısı olacağını dile getiren Melet “Beklentimiz bir an önce bu yasağın kaldırılmasıdır. Şehir yasaklarla yönetilemez. Daha fazla demokrasi, daha fazla insan haklarına saygı lazım,” dedi.

Uygulamada çifte standart var

Öte yandan yasağın özellikle muhalif kesimin etkinliklerini engelleme aracı olarak kullanıldığı, bu anlamda çifte standart uygulandığını belirten Melet, iktidara yakın kesimlerin çok rahat eylem ve etkinlik yaptığını da belirtti.

HDP Van İl Eş Başkanı Ökkeş Kawa da 25 Kasım’da Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü çerçevesinde kendilerinin basın açıklaması yapmalarına izin verilmezken aynı gün Adalet ve Kalkınma Partisi ve Valilik tarafından şehir merkezindeki bir parkta aynı konuda etkinlik yapıldığını dile getirerek bu çifte standarda vurgu yaptı.

Kawa, yasakların yaşamın her alanını etkilediğini, insanların yazın düğün yapamadığını, şehir merkezinde sürekli zırhlı araçların dolaştığını, sokakta gözaltılar yaşandığını ve şehrin bir abluka ve baskı altında olduğunu sözlerine ekledi.

Öte yandan yasak atmosferinin salon etkinliklerine de dolaylı bir etkisi var. İHD Van İl Başkanı Murat Melet salon yetkililerinin etkinlik yapmak isteyenleri doğrudan valilikten izin almaya yönlendirdiğini, örneğin kendilerinin Van Ticaret ve Sanayi Odası salonunu ancak bu şekilde kullanabildiklerini belirterek, “İnsanlar yasaklarla korkutulmuş, böylece yapılan her şey izne tabi tutulmuş oluyor,” dedi.

Baro yasaklara karşı dava açtı

Susma Platformu’na konuşan Van Baro Başkanı Zülküf Uçar ise toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ulusal ve uluslararası mevzuatla güvence altına alınmış olmasına rağmen Valilikçe alınan yasak kararlarıyla yine kişi hak ve hürriyetleri ile en temel hak olan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğini dile getirerek, “Bu durum şu an itibariyle seçme ve seçilme hakkının ihlali ile birlikte Van’ın en önemli sorunlarından biridir. Biz Van Barosu olarak bu sorunu her platforma dile getiriyoruz ve bu sorun kentimizin gündeminden çıkartılıncaya dek her platformda yüksek sesle dile getirmeye devam edeceğiz. Vatandaşın en temel hak ve hürriyetlerinin keyfi bir şekilde yasaklanmasından artık vazgeçilmelidir,” şeklinde konuştu.

Uçar, Van Barosu olarak Valiliğin 15 günde bir aldığı bu kararlara karşı davalar açtıklarını ve bu davalardan ikisinin 27 Şubat 2020’de Van’da görüleceğini de sözlerine ekleyerek kamuoyu desteği beklediklerini duyurdu.