Eren Keskin: “Susmuyorum, gitmiyorum”

keskin


İnsan Hakları Derneği (İHD) Eş Genel Başkanı, insan hakları savunucusu, avukat Eren Keskin’in KHK ile kapatılan Özgür Gündem gazetesinde yayımlanan haberler nedeniyle 29 Mart’ta 7.5 yıl hapis cezasına çarptırılmasıyla ilgili İHD İstanbul Şubesi’nde bir dayanışma toplantısı düzenlendi.

Çok sayıda sivil toplum örgütü temsilcisi, gazeteci, hukukçu, sanatçı ve aktivistin katıldığı toplantıda Keskin’in yanı sıra avukatı Özcan Kılıç ile eski İHD Başkanı ve milletvekili Akın Birdal da yer aldı.
Keskin’in bir dönem Eş Genel Yayın Yönetmenliği görevini yürüttüğü için biri 301’den, bir diğeri ise “Cumhurbaşkanlığı’na hakaretten” olmak üzere hakkında açılan iki ayrı dava geçen hafta sonuçlanmıştı. Keskin ve Özgür Gündem’in eski Yazı İşleri Müdürü Reyhan Çapan her iki davadan toplam 7,5 yıl hapis cezasına mahkûm edildi. Ayrıca “Cumhurbaşkanı’na hakaret” davasından yargılanan Özgür Gündem eski Eş Genel Yayın Yönetmeni Hüseyin Aykol, 1 yıl 3 ay 13 gün ve muhabir Ersin Çaksu ise 11 ay 20 gün hapis cezasına çarptırıldı.

Özcan Kılıç: “Eren Keskin’e ‘kaç git ya da kaybol’ diyorlar”

Toplantıda ilk olarak söz olan avukat Özcan Kılıç, savcılığın Keskin hakkında gazetedeki yazılarından birer paragraf alıntı yapıp sonra da onun gazeteye verdiği desteği, ayrıca genel yayın yönetmeni olması ve bu davalara konu olan konumundan kaynaklı iddasını nasıl ortaya koyduğunu aktardı: “Şüpheli Eren Keskin’in tüm yazılarında terör örgütünün açıkça propagandası yaptığı, yazılarında militan örgüt tavırlarının hissedildiği, propaganda yaparak taraftar çekmeye çalıştığı, örgüt mensuplarını takdir ettiği, ‘TC devleti’ ve ‘Kürdistan’ gibi beyanlarda bulunarak, ifade özgürlüğünü aşarak kendi ideolojisini yazıya aktararak okuyucuya aktardığı, kaldı ki başsavcılıkta alınan ifadesinde PKK terör örgütüne terör örgütü denmesini bile kabul etmeyerek ifade zaptından çıkardığı ve terör örgütünün kalem silahşörü olduğu, ideolojisi PKK / KCK terör örgütünün sözcüsü olan bir gazetede bilerek, eski genel yayın yönetmeni olarak görev yapmasının dahi terör örgütünün nihai amacını desteklediği…”

Bu sebeple Keskin’in 301’den davasının sürdüğünü belirten Kılıç, Özgür Gündem ana davasında da yukarıdaki iddiayla, örgütün nerdeyse merkez komite üyesi olarak yargılandığını vurguladı. Hapis cezasının yanı sıra yüklü para cezasıyla da cezalandırılan Keskin’e açıkça “Kaç, git ya da kaybol” denildiğini söyleyen Kılıç, “Tam da burada sert bir kayaya çarptıklarını düşünüyorum, çünkü geçen hafta iki Asliye Ceza’da Keskin’in 4 yıl 3 ayla yargılandığı davalar, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın doğrudan kendi şikayetleri ya da avukatlarının kendisine gösterdiği haberlerden sonra suç duyurusu yaptığı dosyalardı. Orada mahkeme hakiminin bir yıldır bize belirttiği bir tutum vardı; avukatlara bu davaları bir an önce bitirmeleri ve karar vermeleri için baskı yapılıyordu. Ayrıca Erdoğan’ın avukatları tarafından İstanbul Barosu’na Eren Keskin’in barodan atılması için de siyasi-idari bir baskı yapıldı” dedi.  Eren Keskin hakkındaki bu davaların basın, ifade özgürlüğü davaları olmaktan çıktığını vurgulayan Kılıç, devletin tavrının Özgür Gündem iddianamesinden de anlaşıldığını, Eren Keskin şahsında “Ya susun ya da gidin yoksa hapse gireceksiniz” dendiğini ifade etti. Kılıç, “Şayet Eren Keskin hakkında Yargıtay’daki cezalardan biri onaylanırsa bu işin sonu yok, diğerleri de art arda infaza konulacak” dedi. Özcan Kılıç, Keskin’in davalarının sessiz sedasız görüldüğünü vurgulayarak 7 Mayıs’ta 14. Ağır Ceza’da görülecek duruşma için de destek çağrısında bulundu.

Eren Keskin: “Tek düşüncem, annem ve kedilerim”

Eren Keskin defalarca teklif gelmesine rağmen siyasete girmeyi reddettiğini, her zaman insan hakları savunuculuğu ve ifade özgürlüğü mücadelesi verdiğini belirterek başladığı konuşmasında “Daha önce de, özellikle ‘Kürdistan’ kavramını kullandığım için hakkımda defalarca dava açıldı, cezaevinde yattım. Özgür Gündem’in genel yayın yönetmenliğini kabul etmenin sebebi de şudur: Ben her zaman 77 yaşında bu devletin gizli güçleri tarafından öldürülen Musa Anter’e, çocukken vurulup belinden sakatlanan, yurtdışında tedavi olmak zorunda kalan ve sonunda intihar eden Burhan Karadeniz’e, küçücük yaşta öldürülen Ferhat Tepe’ye ve onlar gibi pek çok insanımıza kendimi borçlu hissettiğim için, bu gazete onların gazetesi olduğu için ve bu gazetenin yayın özgürlüğünü savunduğum için genel yayın yönetmeni hanesine adımın yazılmasını gönüllü olarak kabul ettim ama hiçbir zaman genel yayın yönetmenliği yapmadım” dedi. “Devletin barış süreci adını verdiği dönemde” Özgür Gündem’e hiç dava açılmadığını vurgulayan Keskin, bu süreç sona erdiğinde davaların başladığını hatırlattı.  

Başlangıçta ifade vermeye gidip döndüklerini belirten Keskin, bir süre sonra savcıların artık tutuklama isteyeceklerini söylediklerini, çok fazla ceza olacağı için isminin künyeden çıkartılmasını istemek durumunda kaldığını dile getirdi.  “Birleşen davalarla birlikte- 143’tü galiba- ana davada müebbet hapis istemiyle yargılanıyorum, yurtdışına çıkışım yasak. Diğer dosyalarda da kimin yazdığını bilmediğim, okumadığım yazılardan 12 yıl 6 ay hapis cezası, 456 bin TL de para cezası aldım. 105 bin TL kesinleşmiş durumda. Birçok arkadaşımın, vakfın desteğiyle ödemeye çalışıyoruz ama hepsi kesinleşince nasıl ödenir bilmiyorum” diyen Keskin, Asliye Ceza’dan bu kadar ağır ceza verileceğini ummadığını da vurguladı.

Haklı olduğuna inandığını belirten Keskin, “Elbette ifade özgürlüğünü savunduğum için buradayım ama insanın yazmadığı yazılardan müebbet ceza oranında bir ceza alması hiçbir hukuk vicdanına uymaz. Türkiye altına imza attığı bütün uluslararası sözleşmeleri ihlal ediyor. Bir insan sadece genel yayın yönetmeni göründüğü için bu kadar ağır ceza verilmesi, Türkiye’nin altına imza attığı sözleşmelere aykırı. TC devleti, bir hukuk devleti değil, bunu biliyoruz ama onun imza ortakları olan AB ülkeleri var. Neden bu kadar sessiz kalıyorlar?” diyerek tepkisini dile getirdi. Keskin, savcının PKK terör örgütü tanımını kullanmamasına dair suçlamasını da şu sözlerle açıkladı: “Çünkü insan hakları savunucuları bu kavramı kullanmıyor, çünkü her devletin terör tanımı birbirinden farklı. Ben devletin terör tanımına uymak zorunda değilim, bana göre en büyük şiddet örgütleri devletlerin kendileri. Buna uymayı kabul etmediğim için beni bu kadar ağır şekilde cezalandırma yolunu seçtiler. Bunun bir intikam yöntemi olduğunu düşünüyorum. Yurtdışına çıkmayacağım, bugüne kadar birçok Avrupa ülkesinden bana iltica talebinde bulunmam da önerildi. Bunu yapmayacağım çünkü ifade özgürlüğü mücadelesine devam etmeyi istiyorum. Tek düşüncem annem ve kedilerim” dedi.

Ahmet Altan’ın geçenlerde sarfettiği “Ben cezaevinde ölmeye hazırım, siz hazır mısınız” cümlesinden çok etkilendiğini vurgulayan Keskin, sözlerini şöyle tamamladı: “İşte kendileri cezaevinde yatmamak için, suçlanmamak için bütün bir coğrafyayı ateşe atanlar, hepimizi ateşe atıyor. Evet, biz cezaevinde bile yatmaya hazırız. Ama her gün, her an bu coğrafyada bir şeyler değişebilir bunu da unutmamak gerekiyor.”

Akın Birdal: “Tüm dışlanmışların savunucusu”

İHD eski Genel Başkanı Akın Birdal ise 30 yıllık yol arkadaşım dediği Eren Keskin’in halklara, insanlığa karşı borcunu ödemekten ötürü cezalandırılmak istendiğini belirterek, onu “Tacize, tecavüze uğramış kadınların, emekçilerin, yalnız bırakılmış sokak çocuklarının, ötekileştirilmişlerin, dışlanmışların savunucusu ve bir hukuk insanı” sözleriyle tanımladı.  “Bu baskı hepimize yönelik, onun susturulmak istenmesi hepimizin susturulmak istenmesi, onun cezaevine konulmak istenmesi hukukun boğulmak istenmesidir ki, bugün en çok gereksindiğimiz şey hukuk, adalet ve vicdan” diyen Birdal, üç darbe görmüş ve cezaevine girmiş biri olarak en azından o dönemlerde neyle mücadele ettiklerini bildiklerini, askeri vesayetin yerini bugün yargı vesayetinin aldığını dile getirdi. Birdal sözlerini şöyle tamamladı: “Artık gerçekten bir şey yapmak gerekiyor. Hala bugün yapılabiliyor olanlar yarın yapılamayabilir. O nedenle Eren’in bugün uğradığı saldırı, hepimize yapılan bir saldırıdır. Varolan demokrasinin kırıntıları, bir elin parmakları kadar olan muhalif medyadır. Bu nedenle susmayacağız. Onu yalnız bırakmayacağız, yanındayız. Çünkü Eren’le birlikte olmak demek, insanın kendi vicdanıyla birlikte olması demektir.”

47 dava devam ediyor

Eren Keskin hakkında Özgür Gündem gazetesi Eş Genel Yayın Yönetmeni olması gerekçesiyle toplam 129 dava açıldı. Keskin, Özgür Gündem Danışma Kurulu üyeleri yazarlar Aslı Erdoğan ve Necmiye Alpay ile Özgür Gündem eski Genel Yayın Yönetmeni İnan Kızılkaya ve gazetenin imtiyaz sahibi Kemal Sancılı’nın da yer aldığı Özgür Gündem kapatma davasında müebbet istemiyle yargılanıyor. Bu dava da dahil olmak üzere, Keskin hakkında 47 davanın yargılaması devam ediyor.

Keskin, bugüne kadar sonuçlanan 79 davada toplam 12 yıl 6 ay hapis ve 456 bin TL para cezasına mahkûm edildi. Bu davaların büyük kısmı Yargıtay ve İstinaf mahkemelerinde inceleme aşamasında. Kesinleşen ve ödemesi yapılan para cezası miktarı ise 105 bin TL. Bu para cezalarının ödenmemesi halinde Keskin’in her 20 TL için bir gün hapiste yatması gerekecek. Sonuçlanan 79 davanın sadece 4’ünde zaman aşımı nedeniyle düşme ve beraat kararı verildi.  Keskin hakkındaki yurtdışına çıkış yasağı da devam ediyor.