İstanbul Kitapçısı’nda Kürtçe yayınlara ‘hassasiyet’ sansürü

İBB’ye bağlı İstanbul Kitapçısı’nda birçok Kürt yayınevinin kitaplarının ‘hassasiyet’ gerekçe gösterilerek satışa sunulmadığı ortaya çıktı


İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı İstanbul Kültür A.Ş bünyesindeki İstanbul Kitapçısı’nda birçok Kürt yayınevinin kitaplarının ‘hassasiyet’ gerekçesiyle yer almadığı ortaya çıktı. Gazete Duvar’dan Ferhat Yaşar’ın haberine göre birçok Kürt yayınevinin kitabına hiç yer verilmiyor, bir kısmının da sadece Türkçe basılan kitapları yer alıyor.

Yaşar’ın haberine göre Nûbihar Yayınevi’nin 400 kitabından 70’i İstanbul Kitapçısı’nda bulunurken, bunların sadece 10 tanesi Kürtçe. Na Yayınevi’nden 2’si Kürtçe olmak üzere 36 kitaba yer veriliyor. Aryen Yayınevi’nin yayımladığı 1’i Kürtçe 22 kitaba yer verilirken Hivda Yayınevi’nden ise 2’si Kürtçe olmak üzere 20 kitap bulunuyor.

Yaşar’ın haberinde yer alan bilgilere göre İstanbul Kitapçısı’nda yer verilmeyen yayınevlerinin isimleri ise şöyle: Avesta, Wardoz, Doz, Lîs, Sitav, Aram, Nas ve Hiva. Yaşar ayrıca Kürtçe kitapların satışlarının sadece internet üzerinden yapıldığını soranlar olmasına rağmen Kürtçe kitapların Beyoğlu Mağazasına hiç getirilmediğini belirtiyor.

Yaşar’a konuşan Lîs Yayınevi sahibi şair Lal Laleş, İstanbul Büyükşehir Belediyesi bünyesindeki herhangi bir kültürel yapının İstanbul’da yaşayan bütün yurttaşların okuma ihtiyacını karşılanması ve buna göre hizmet vermesi gerektiğini belirterek, “Bu belediyenin temel görevlerinden biridir. İstanbul’dan milyonlarca Kürtçe konuşan yurttaşın, Kürt yurttaşın yaşadığı bir şehirden bahsediyoruz. Böyle bir şehirde Kürtçe yayıncılıkta yıllardır hem edebi hem kültürel hem de estetik açıdan kitaplar yayımlamış Avesta ve Lîs yayınevlerinin kitapları olmaması belediyenin kendi ayıbıdır. İstanbul Kitapçısı’nda Kürtçeye yer verilmesi esasında İstanbul’daki yurttaşlara karşı sorumluluğunun icabıdır. Çözülmesi gereken bir sorun. Bu aslında Kürtçe okurun hak gasbıdır” dedi.

İstanbul Kitapçısı’nın Avesta Yayınevi’ne yer verilmesi için bir çok kişiyi aradığını söyleyen Avesta Yayınevi Genel Yayın Yönetmeni Abdullah Keskin, kendisine bir takım ‘hassasiyetler’den söz edildiğini açıkladı. Keskin şunları söyledi: “Bizim on yıllarca rencide edilmiş, yasaklanmış bir dilde ağırlıklı bir yayın profilimiz var. Mahkemeler ve yasaklamalar yerine yaptığımız farklı çalışmalarla gündeme gelmeyi tercih ediyoruz. Biz 3-4 ay önce bu meseleyi fark ettik. 1998 yılını hatırlıyorum biz ‘Eski İstanbul Kürtleri’ni basmıştık. O zaman İstanbul Kitapçısı’nda satılıyordu. Birkaç ay önce bu site yayına başladığı zaman bizim kitapların hiç olmadığını fark ettik. Sonra yayınevinin de olmadığını gördük. Biz İstanbul Kitapçısı’nın teknik ve tedarik işlerine bakan yerleri aradık. Durumu ileteceklerini söylediler. Ses çıkmayınca tekrar aradık, ‘bir takım hassasiyetler var’ denildi bize. Neymiş bu ‘hassasiyetler’? Birkaç arkadaşla daha konuştum. En son Kültür Müdürlüğü Başkanlığı ve direkt İBB ile ilişkili olan arkadaşlarla konuştum. Bunun kabul edilemeyeceğini -zaten belediye başkanının yalnızlaştırıldığı bir ortamda bunun bir parçası olarak görünmek istemedik- ama bunun sadece bizim yayınevine ilişkin değil Kürt diline, edebiyatına ve kültürüne bilinçli yapılıyorsa bir sansür olarak algılanacağını ve bunun biran önce düzeltilmesini istedik.”