Sesi duyulmayanların sesi: Podcast Kurdî ve Yesayan Salonu

Yükselen bir yayın mecrası olarak podcastler ifade özgürlüğüne yeni bir alan da açıyor. Fırat Fıstık, Podcast Kurdî ve Yesayan Salonu ekipleriyle konuştu.

FIRAT FISTIK

Dünya genelinde en az 100 farklı dilde podcast yayını yapılıyor. Türkiye’de de Kürt gazeteciler, başta haber olmak üzere birçok konunun ele alındığı bir podcast kanalı açtılar: Podcast Kurdî. Gazetecilerin amacı sesi duyulmayanların sesini duyurmak, gündemi anadillerinde yorumlamak. Aras Yayıncılık bünyesinde açılan Yesayan Salonu da podcast yayınlarına devam ediyor. Yayın yönetmeni Rober Koptaş, “Podcastin sayısız nimeti var, bugün itibarıyla kendimizi özgür hissettiğimiz bir alan” diyor.

Apple Podcasts listesinde dinlenebilir podcast sayısı 1 milyonu geçti. Geçtiğimiz hafta sonu itibarıyla, dünya genelinde yayınlanan podcast sayısı 1 milyon 24 bin 162 olarak açıklanırken, en az 28 milyon 636 bin 274 podcast bölümü kaydedildi.

Musicoomph’un araştırmasına göre ise en az 100 farklı dilde podcast kaydedilmiş durumda. Amerika Birleşik Devletleri’nde nüfusun yüzde 70’i podcastlere aşina, yüzde 51’i ise en az podcast dinlemiş. Podcast en çok gençler tarafından tercih ediliyor. En çok podcast dinleyenler 25-34 yaş aralığındaki kişiler (yüzde 28). 18-44 yaş arasındakilerde ise bu oran yüzde 67’ye kadar çıkıyor. Aynı istatistiğe göre podcast dinleyenlerin yüzde 49’u evde, yüzde 22’si arabada, yüzde 11’i işte dinlemeyi tercih ediyor.

Podcast, yayın yapmak isteyen bir kişinin kendi sesini kaydederek veya biriyle yaptığı konuşmayı kaydederek ücretsiz olarak paylaşabileceği bir mecra olarak yükselmeye devam ediyor. Erişilebilirliği, yayılma yöntemleri ve üretme aşamasındaki kolaylık bu alana yönelimi arttırıyor. Türkiye’de de özellikle gazetecilerin daha fazla tercih etmeye başladığı bir alan haline geliyor.

Karantina günlerinde kaydedilen podcast sayılarında gözle görülür bir artış yaşanırken, farklı dillerle farklı alanlarda yapılan onlarca podcast Spotify, Apple gibi yerlerden rahatlıkla dinlenebiliyor.

“SESİ DUYULMAYANLARIN SESİNİ DUYURMAK İSTİYORUZ”

Kürt gazeteciler de Kürtlerin ulusal bayramı kabul edilen 21 Mart’tan itibaren Podcast Kurdî adlı bir kanal kurdular. Podcast Kurdî’nin koordinatörlerinden Mehmet Salih Bedirxan, kanalı Şubat’ta kurmaya karar verdiklerini, Kürtlerin ulusal bayramı olması vesilesiyle 21 Mart’ta yayına başladıklarını söylüyor.

Ekipte birçok gazeteci bulunuyor. Hatice Kamer, Mahmut Bozarslan, Murat Bayram yayın kurulu üyeleri. Mevlüt Oğuz, Roza Sierra, Fatoş Yıldız, Hozan Adar, Özcan Şahin, Rabia Çetin ve Mehmet Salih Bedirxan da ekibin parçası.

Bedirxan, kanun hükmünde kararnamelerle Kürtçe yayın yapan onlarca radyo, televizyon ve gazetenin kapandığına değinerek son beş yıldır neredeyse her gün Kürt gazetecilerin gözaltına alındığını, sansüre maruz kaldığını söylüyor. “İktidara yakın isimler dışında kimse sesini duyuramıyor” diyen Bedirxan, Podcast Kurdi’nin ortaya çıkışının da bu ihtiyaçtan doğduğunu söylüyor: “Türkiye’de zor şartlar altında görev yapan Kürt gazeteciler ve yayın organları sesi duyulmayanların seslerini duyurma gayretindeler. Biz de bu yeni kanal aracılığıyla bunu yapmaya çalışıyoruz. Kürtlerin gündemleri görmezden geliniyor. Podcast de yükselen bir mecra. Türkçe, İngilizce ve farklı dillerde çok sayıda podcast üretiliyordu. Biz de ‘neden Kürtçe podcast olmasın’ diye düşündük. Hem maliyeti hem de ulaşılabilirliği açısından podcast yayınlarının rahat yapılıyor olması da işimizi kolaylaştırdı.”

“KÜRTÇEYİ FARKLI BİR MECRADAN DUYURMAYA ÇALIŞIYORUZ”

“Kürtçe, özellikle Türkiye’de baskıya rağmen var olmayı başaran, gelişen, kitapları, tiyatro oyunları, filmleriyle her geçen gün daha da zenginleşen bir dil” diyen Bedirxan’a Pordcast Kurdî’nin diğer koordinatörü Rabia Çetin ekleme yapıyor: “Sanki şu ana kadar Kürtçe için bir şey yapılmamış gibi davranıp ‘Biz görünür kılacağız’ gibi bir iddiamız yok. Çünkü zaten görmek ve duymak istemeyenlere rağmen görünür olan bir dil. Biz sadece Kürtçeyi farklı bir mecradan duyurmaya, kendimizi anadilimizle ifade etmeye çalışıyoruz. Eğer var olan görünürlüğe bir katkımız olursa ne mutlu bize.”

Podcast Kurdî kanalından şu ana kadar 16 podcast yayınlandı. Bunlardan altısı haber podcasti ve haber podcastlerinin dördü de Kürt bölgelerinde koronavirüs salgının etkileri, alınan önlemler üzerine. Diğer 10 podcast yayınında ise kültür-sanat, sinema, Kürt kültürü ve Kürt kentlerinde yaşayan gazetecilerin hikayeleri anlatıldı.

SİNEMA DA VAR, KORONAVİRÜS DE…

Kanal, farklı alanlara dair, farklı kişilerin deneyimlerini aktarmayı amaçlıyor. Konsept ise Kürtlerin gündemini veya genel gündemin Kürtlere etkisini tartışabilmek. Bunu da sadece siyaset ekseninde değil farklı alanları da içine katarak yapmaya çalışıyorlar.

Çetin, farklı konulara örnek verirken dünya sinemasını tartışmaktan koronavirüse uzanan bir yelpazeden bahsediyor: “Podcast içeriği üreten arkadaşlarımız kendi konularıyla ilgili insanlarla konuşuyor, onlarla söyleşi yapıyor ya da bir konu üzerine söyleşi yapmak yerine araştırma yaparak içerik de hazırlayabiliyorlar.”

Podcastin ulaşılabilirlik açısından kullanışlı ve rahat bir alan olduğunu vurgulayan Bedirxan ise “Gazetecilik ve yayıncılık yeni trendleri araştıran, yeni medya araçlarından faydalanan, sürekli kendini güncelleyen dinamik bir alan olduğu için podcast de bu açıdan gazeteciliğe ve yayıncılığa elbette bir artı katacaktır. Biz de bu artının anadilde yayıncılık ve gazetecilik tarafındayız” diyor.

YÜKSELEN PODCAST: YESAYAN SALONU

“Ermenice edebiyata açılan pencere” olarak nitelenen Aras Yayıncılık da 1993 yılından beri Türkçe ve Ermenice kitaplarla iki dilde yayın yapan nadir yayınevlerinden biri. Anadolu’nun kültürel öğelerini gelecek kuşaklara taşımaya aracılık eden ve köklü bir geçmişi olan Ermeni yayıncılık geleneğini sürdürmeyi hedefleyen Aras Yayıncılık da Yesayan Salonu aracılığıyla podcast mecrasına adım atan kurumlardan biri. Daha önce podcast yayınlarına Nora Tataryan’ın hazırladığı Son Okuma adlı seriyle başlayan Aras Yayıncılık, 2019 Aralık’ında etkinlik salonu olarak kurulan Yesayan Salonu ismiyle hem Youtube hem de podcast kanalı kurdu.

Yayın yönetmeni Rober Koptaş, “Yesayan Salonu için Youtube ve podcast yayınları zaten düşünüyorduk, yavaş yavaş girişimlere de başlamıştık ancak salgın günleri bu girişimleri hızlandırmamız için itici güç oldu. Madem ki salondaki etkinlikleri fiziken gerçekleştiremiyoruz, internet üzerinden yayın yapabiliriz dedik ve Youtube, podcast yoluyla insanları ulaşmayı amaçladık” diyor.

“PODCASTİN SAYISIZ NİMETİ VAR, ÜRETİLMESİ KÜLFETLİ DEĞİL, ARŞİV ÖZELLİĞİ VAR”

Koptaş, podcast yayınlarının hem çalışmaya devam etmek hem de insanlara bir şeyler sunmak açısından kolaylaştırıcı ve önemli olduğuna değinirken, podcastin sağladığı katkıyı şöyle değerlendiriyor: “Derdimiz olan konularda, ürettiğimiz şeyler üstüne düşünmek, tartışmak, onların duyulmasını sağlamak açısından sayısız nimeti var. Üretmesi külfetli değil, bir anda dünyanın dört bir yanına ulaşma imkânı sağlıyor ve aynı zamanda bir arşiv özelliği de var. Yayıncılık dünyasında mutfakta olan ve asıl yükü çekenlerin emeği genellikle görünmez. Bu tür yayınlar aynı zamanda mutfaktan haberler vermek, oradaki emeği ete kemiğe büründürmek ve okurun sizinle, sizin okurla doğrudan temas kurmanız açısından da çok değerli.”

“Bugün itibarıyla kendimizi özgür hissettiğimiz bir alan, ancak sonuçta Türkiye’de ve baskıcı bir rejim altında yaşıyoruz, yarın önünüze nasıl bir fatura çıkarılacağını asla bilemiyorsunuz” diyen Koptaş sözlerini şöyle sonlandırıyor: “Biz zaten inandığımızı söylemek, yazmak, bu konuda geri atmamak ve gerekirse bunun sonuçlarına katlanmak, bunu da bir mücadele ve direnç bilinciyle yapmak konusunda bir bilenmişlikle yola devam ediyoruz. Bize ters gelen, inanmadığımız lafları asla etmeyeceğimiz gibi, doğru bildiğimizi söylemekten de geri durmayacağız hiçbir şekilde.”