“Sanatı da, bedenlerimizi de, hayatlarımızı da sınırlamak istiyorlar”

ÖZLEM ALTUNOK

TÜYAP tarafından 35. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı’yla eş zamanlı düzenlenen ARTİST Sanat Fuarı’nda, fuarın sona ermesine bir kala iki sansür vakası gündeme geldi. Tam da ‘çocuk istismarını meşrulaştırma’ girişimlerinin cinsel istismar yasa önergesiyle gündeme geldiği bir dönemde ‘müstehcen’ olduğu gerekçesiyle fuardaki iki işe 18 yaş sınırlaması getirildi. 19 Kasım Cumartesi günü sabah saatlerinde fuar alanına gelen polisler, Hinterland Galeri’de sergilenen ve Avusturyalı sanatçılar Vooria Aria ve Ada Kollwitz’in imzasını taşıyan “Monument One/Anıt Bir” adlı heykel ile “Sizi Çok Formsuz Gördüm” başlıklı sergide yer alan Özgür Korkmazgil’in bir eserine müdahale etti. Hinterland Galeri’de yer alan iş 18 yaşından büyükler için bir paravanın ardında sergilenmeye devam ederken Özgür Korkmazgil, bir yağlıboya tuval ve üç fotoğraftan oluşan işini, bütünlüğün bozulduğu gerekçesiyle kaldırma kararı aldı.

“TÜYAP yönetimiyle birlikte haklarımız neyse sonuna kadar kullanmaya çalışacağız” diyen Artist Fuarı’nın sergi koordinatörü Ezgi Bakçay, “İki çalışma da çağrışımlara açık, masalsı bir anlatımla sunulmuş, düşünce üzerine kurulu, titizlikle seçilmiş işler. Biri bir eşek ve yılanın ilişkisini mitolojik biçimde ele alan bir çalışma, diğeri ise kadın bedenine dair çağrışımlı bir iş. Neden müdahale edildiğine anlam veremiyoruz” dedi.

“Sizi Çok Formsuz Gördüm” başlıklı sergide yer alan Özgür Korkmazgil’in işlerine yapılan müdahaleye serginin küratörü Rahmi Öğdül ise ‘sanatı da, bedenlerimizi de, hayatlarımızı da sınırlamak istiyorlar’ diyerek tepki gösterdi. Öğdül, işlere savcılığa şikayette bulunularak müstehcen olduğu gerekçesiyle polis tarafından müdahale edildiğini öğrendiklerini belirterek şunları söyledi: “Diğer iş gibi Özgür Korkmazgil’in tuval çalışmasına da 18 yaş sınırlaması getirildi ancak Özgür, bütünlüğü bozulacağı için bir tuval ve üç fotoğraftan oluşan çalışmasını tamamen kaldırdı. Modernizmin fragmanlar üzerinden hayatı kurmasına bir eleştiri olarak kadın bedeninden parçalar yer alıyordu bu çalışmalarda. Müstehcenlik adı altında yapılan bu müdahaleye karşı susmamak lazım. Çünkü her türlü müdahalenin ardında namus, müstehcenlik, hassasiyet aranıyor. Bunun sınırı yok.”

Öğdül, Özgür Korkmazgil’in işlerinin sergiden kaldırılmasının ardından işlerin yer aldığı duvara siyah bir çarşaf asarak müdahaleyi protesto etti.

Güne sansürle başlayan fuarda, “Umulmadık Topraklarda Direniş Stratejileri” başlıklı panelin de katılımcılarından biri olan Ezgi Bakçay, konuyu panelde de gündeme getirdi. Bakçay, “Umulmadık Topraklar” çatısı altında 15 farklı küratöryel sergi düzenlemelerinin gerisindeki nedenleri sıralarken Öğdül’ün de bahsettiği  sıkışmışlık duygusuna vurgu yaptı: “Bu sergi dizisi göçmenlik meselesini tartışmaya açıyor ama öncelikle ayaklarımızın altından bütün değerlerin yitip gittiğini bu anlamda hepimizin göçmen olduğunu kabul edelim. Aidiyet duygumuz çoktan yitti. Bu aidiyetsizlik bizi ‘umulmadık topraklar’a getirdi. İçinde her şey var, beklemediğiniz, hesaplamadığımız ihtimaller, olasılıklar var ve bu yol da dümdüz olmayacak. Bu kolektif yapı bir örnek oluşturdu diye düşünüyorum. Çünkü birbirimizi olduğu gibi, yan yana, hatalarımızla, doğrularımızla yan yana gelecek şekilde kabul etmemizin yeterli olduğunu gösterdi” dedi.

Bugün bir sergi yapabilmenin neredeyse bir politik eylem gibi cesaret gerektirdiğini belirten Bakçay, “Bu sabah birtakım eserler çocukların ‘ar ve haya duygularına zarar vereceği’ gerekçesiyle kaldırıldı. İstismar yasasına bir kez daha bakalım çocuklara kim zarar veriyor, kim çocuklarımızın duygularından, bedenlerinden faydalanıyor? Bunun suçlusu sanat mı? Hassasiyetler üzerinden kendimizi sınırlarsak tüm bu baskı ve sansür rejimini meşrulaştırmak sanki halkın iradesi gibi olacak. Esas bu konuda hassasiyet göstermemiz lazım. Hatırlamak, anlatmak, yüzleşmek, kaydetmek için, kaybı imgede yakalamak için üretmeye devam. Toplumsal barış için de, iç huzurumuz için de, bedenimizdeki hasarları onarabilmemiz için de gerekli olan bu. İktidarların sanatla uğraşmasının nedeni ideolojik müdahaleler değil, barışmamızı, kendimizi onarmamızı, yas tutmamızı engellemek istedikleri için ortadan kaldırılıyor bu yapıtlar” dedi.

Panelin ardından düzenlenen kartpostal atölyesinde ise hem sanatçılar hem de fuarın ziyaretçileri tarafından tutuklu yazar ve gazetecilere postalanmak üzere kartpostallar hazırlandı.