“Resmi onlar yaptı, cezayı ben aldım”

zehramanyeni

Gazeteci ve ressam Zehra Doğan, bazı mahallelerinde hâlâ sokağa çıkma yasağının devam ettiği Nusaybin’de gazeteci olarak bulundu. Burada yaptığı haberler çalıştığı kurum olan JINHA’da yayınlandı. Sokağa çıkma yasağı ve çatışmalar nedeniyle uzun süre Nusaybin’den ayrılamadı. Çatışmaların ve sokağa çıkma yasağının bitmesinden hemen önce Nusaybin’den ayrıldı. 21 Temmuz 2016’da Mardin’de gazeteci arkadaşlarıyla bir kafede otururken gözaltına alındı. Savcı tutuklanmasını talep etti ve Doğan, 141 gün Mardin Kapalı Cezaevi’nde yattı.

İlk duruşmada tutuksuz yargılanmasına karar verilen Doğan’a, 3 Mart 2017’de görülen karar duruşmasında ise 2 yıl, 9 ay, 22 gün ceza verildi. Cezaya gerekçe olarak “örgüt propagandası yapmak” gösterildi. Mahkemeye göre Doğan, bu suçu yaptığı bir resim ve iki haberle işlemişti.

Tutuksuz yargılandığı süre içinde gazetecilik faaliyetlerine devam eden Doğan, bu arada Amed Şehir Tiyatrosu’nda (AŞT) bir de resim sergisi açmıştı. Susma Platformu’na konuşan Doğan, sergisi hakkında konuşulmasını isterken hakkında verilen ceza ile gündeme gelmesinin kendisini üzdüğünü söyledi.

Zehra Doğan, ceza gerekçesi olarak gösterilen resim ve haberler hakkında şu bilgileri verdi: “Çizdiğim resim, Nusaybin’de 10 yaşındaki bir çocukla yaptığım röportaj ve 2015 Newroz’unda çektiğim kitle fotoğrafında birileri KCK bayrağı taşımış diye cezalandırıldım. Newroz gibi bir yerde, bir kitle fotoğrafında, herkesin siyasi görüşüne dair flama ve bayrak olur. Fotoğraf çekerken indirin bayrakları mı deseydim. Hangi gazeteci Newroz’a gitmişken fotoğraf çekmez ki? Üstelik çektiğim fotoğraf, ajansım için çektiğim fotoğraflardan biriydi ve orada yayınlandı. Bunların hiçbiri olamasa da olur. İstediğim gibi fotoğraf çekip yayınlama özgürlüğüne sahipsem eğer ve yasalar da bana bu hakkı tanıyorsa, neden cezalandırıldım? Buna hâlâ şaşıyorum.” 

‘Neden bayrak çizdin’

Zehra Doğan’a yaptığı bir resimden dolayı da ceza verildi. Aslında bu resim, JÖH, PÖH gibi sosyal medya hesaplarında fotoğraf olarak paylaşılmıştı. Bu fotoğrafta çatışmalardan dolayı yıkılmış binalar ve bu binalara asılmış Türk bayrakları görülüyordu. Ceza almasına gerekçe gösterilen resim, Doğan’ın bu fotoğraftan esinlenerek yaptığı bir çalışmaydı. Tek fark, Doğan’ın fotoğraftaki zırhlı araçları akreplere benzetmiş olmasıydı.

Ama zaten mahkeme de zırhlı araçların akrep olarak resmedilmesi ile ilgilenmemişti. Mahkeme, Türk bayrağının yıkık binalara asılmasını terör örgütü propagandası olarak değerlendirmişti.

Zehra Doğan, ceza aldığı resim hakkında Susma’ya şunları söyledi: “Hakim, zırhlı araçları akreplere benzetmeme takılmadı. Mahkeme heyeti bana ‘Neden yıkık binalara bayrak çizdin’ diye ceza verdi. Üstelik herkesin bildiği ve ana akım medya tarafından servis edilen o Nusaybin fotoğrafını ben çekmişim gibi suçlandım. Oysa o fotoğrafı ben çekmedim. Sokağa çıkma yasağında başımı dışarı çıkaramazken, binlerce askerin toplandığı o alana gitmek akıl kârı değildi. Çektikleri fotoğrafın suçunu benim üzerime yıktılar. Kendimi şu an bir günah keçisi olarak görüyorum. Bir yandan da mutluyum. Bana bu cezayı vererek, yargı da o fotoğrafın aslında cezalandırılması gereken bir fotoğraf olduğunu, tüm o yapılanların, yıkılmış evlere Türk bayrağı asmanın aslında cezalandırılması gerektiğini kabul etti. Ama cezalandırmaları gereken ben değildim. Adresleri yanlış. Bir sanat eserini mahkûm etmek akıl kârı değil. Üstelik ‘yıkılmış evlere bayrağı sen astın’ diye suçu bir sanatçının üzerine yıkmaları şaşılacak bir durum. O yüzden bunu ben değil, onlar yaptı, diyorum. Ben sadece resmettim.” 

Başına gelen bu olayın pek çok insana Picasso’nun Guernica tablosu vesilesiyle bir Nazi subayıyla arasında geçen diyaloğu hatırlattığını belirten Doğan “Ancak şu ayrıntı da ilginç. Nazi subayı Picasso’yu tebrik etmişti. Ben tebrik edilmediğim gibi ‘örgüte direk destek vermek’ gerekçesiyle cezalandırıldım” dedi.

Aldığı cezaya rağmen yaptığı bir resmin bu kadar etkili olmasından memnun olduğunu dile getiren Doğan, “Bu resmi yaparken bu kadar büyük bir etki yaratacağını düşünmemiştim. Nusaybin’de sokağa çıkma yasağını yaşıyordum ve imkânlarım çok kısıtlıydı. Buna rağmen etkisi büyük oldu. Üstüne bir de ceza aldım. İnanıyorum bir gün, birileri bu resmin kopyasını devasa bir şekilde çizerek Nusaybin meydanına dikecek. Bu cezayla, bir sanat eserinin toplumsal bellek açısından ne kadar büyük öneme sahip olduğunu daha iyi anladım” ifadelerini kullandı.