“LGBTİ+ sokak eylemlilikleri azalıyor”

tur (1)

KÜLTİGİN KAĞAN AKBULUT

1993 yılında Türkiye’de ilk defa uluslararası bir eşcinsel etkinliği düzenleme girişiminde bulunarak bugünkü İstanbul Onur Haftası’nın temellerini atan Lambdaistanbul uzun yıllar boyunca sosyal, politik ve hukuki alanda LGBTİ+’ların haklarını savunan çalışmalara imza attı. 2002 yılındaki “Eşcinseller Ne İstiyor?” Buluşmasından “Irak’ta Savaşa Hayır” platformuna, 2003 yılınki ilk Eşcinsel Onur Haftası’ndan ilk akademik araştırmalara kadar günümüz sivil toplumuna katkı koyan birçok etkinliğe imza attı.

“OHAL sonrası LGBTİ+ hareketi ne durumda?” başlıklı dizi kapsamında son olarak Lambdaistanbul’la görüştük. Bir süredir eskisi kadar aktif olmasa da Lambdaistanbul çalışmalarına gönüllülerinin katkısıyla devam ediyor. Her ne kadar derneğe yönelik direkt bir sansür girişimi olmasa da ülkenin politik atmosferi nedeniyle dikkatli olmaya çalıştıklarını belirtiyor dernek gönüllüsü Turgay Bayındır. Geçen yıl içinde planladıkları bir etkinliğin başlığından dolayı tepki gelebileceğini düşündüklerini için işbirliği yaptıkları belediyenin mekanı yerine başka bir mekanı kullandıklarını bu duruma örnek olarak göstertiyor. Bayındır’la OHAL sonrası LGBTİ+ hareketini ve Lambdaistanbul’un çalışmalarını konuştuk.

OHAL sonrası süreci Türkiye’deki sansür ve ifade özgürlüğünün durumu açısından nasıl değerlendirirsiniz? Dernek olarak OHAL sonrasındaki çalışmalarınızda direkt ya da dolaylı olarak sansüre maruz kaldınız mı? Örnek verebilir misiniz?

İfade özgürlüğü açısından son 4-5 yıla baktığımızda OHAL öncesinin ve sonrasının LGBTİ+’lar için çok büyük bir farkı yok. Aynı baskılar ve psikolojik sindirme operasyonları sürüyor. Derneğimize yönelik bir sansür girişimi olmadı. Ancak Türkiye genelinde LGBTİ+ örgütlenmesinin hedef alınması, İstanbul Onur Yürüyüşü’nün yasaklanması, Türkiye genelinde sokak eylemliliğinin kısıtlı olması, Ankara Valiliği’nin LGBTİ+ içerikli etkinlik yasağı, RTÜK’ün fiili olarak uyguladığı LGBTİ+ içeriklerine yönelik sansür, bazı internet servis sağlayıcılarının web sitelerimizi LGBTİ+ içerikten dolayı ‘müstehcen’ siteler arasına alıp erişimi engellemesi ve Akit gibi yayın organlarında hedef gösterilme gibi sorunları yaşamaya devam ediyoruz.

Sansür kadar önemli bir gündem de otosansürün olağanlaşması. Dernek olarak siz çalışmalarınıza otosansür uyguluyor musunuz? Otosansürün olağanlaşmaması için ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz?

Bilinçli bir otosansür uyguladığımız söylenemez, ancak ülke genelinde yaşanan tutuklamalar ve dernek kapatılmaları, Ankara’daki aktivist arkadaşımız Ali Erol’un uzun süre gözaltında kalması gibi sebeplerle bizim de kamusal ve sosyal medya görünürlüğümüzde ve söylemlerimizde daha dikkatli olmaya itildiğimizi söyleyebiliriz. Somut bir örnek olarak, geçtiğimiz yıl içinde, bir etkinliğimizi başlığından dolayı tepki gelebileceğini düşünerek işbirliği yaptığımız belediyenin mekanında yapmaktan vazgeçip başka bir mekanda yapmaya karar verdik. Genel olarak sokak eylemliliğinde ciddi bir azalma var ve trans arkadaşlarımız öldürüldüğünde bile ses çıkarmak için eskisi kadar sokak eylemi gerçekleştiremiyoruz. Otosansürün yaygınlaşmaması için yapılabilecek şeylerden biri bunu sürekli gündeme getirmek ve üzerinde konuşmak. 

Sizce LGBTİ+ hareketi, dernekleri ve diğer oluşumlar internet sansürüne ne ölçüde maruz kalıyor? Son bir yıl içinde nefret söylemi, karalama, hedef gösterme, erişim engeli gibi sansür yollarından hangisine maruz kaldınız?

Söylediğimiz gibi, doğrudan derneğimizi hedef alan bir şey yaşamadık, ancak basında yer alan hedef gösterici ve nefret söylemi içeren haberler tüm LGBTİ+ bireyleri ve aktivistleri etkiliyor. LGBTİ+ içerikli sitelere (bazen dernek web siteleri de dahil) erişim engeli yıllardır süren bir sorun. Buna ek olarak, sosyal medya platformlarında bazı bireysel paylaşımların şikayetle müstehcen bulunarak kaldırıldığına da sıkça şahit oluyoruz. 

Sizce LGBTİ+ hareketi sansür ve otosansürle nasıl mücadele edebilir? Önümüzdeki süreç açısından öngörüleriniz neler?

Otosansürle mücadele edebilmek için insanların öncelikle güvenli bir ortamda bulunması, sosyal medya ya da kamusal alandaki ifadelerinden dolayı hesabının kapatılma, gözaltına alınma, tutuklanma korkularının olmaması gerekir. Bunlar için de devletin uyguladığı ayrımcı politikalara son vermesi gerekir. Kısa vadede bu başarılması zor bir hedef olduğu için, sesimizi daha iyi duyurabilmek adına bizim de bize kapıları açık olan alternatif haber platformlarında mümkün olduğu kadar sesimizi daha çok duyurmaya çalışmamız ve en azından servis sağlayıcılar tarafından LGBTİ+ içerikli sayfaların erişiminin engellenmesi uygulamalarına son verilmesi için daha çok çalışmamız gerekir.