Yalan haber çağında internet sansürü

alexios

KÜLTİGİN KAĞAN AKBULUT

Fact-checking, yani bizdeki kullanımıyla doğruluk kontrolü uzun süredir dünyanın gündeminde. Özellikle ABD’deki son başkanlık seçimleriyle hızlanan ve post-truth tartışmalarıyla da teorik bir zemine kavuşan yalan haber tartışmaları, doğruluk kontrolü üzerine çalışan kurumları da beraberinde getirdi. Poynter Institute bünyesinde faaliyetini sürdüren International Fact Checking Network- Uluslararası Doğruluk Kontrolü Ağı (IFCN)  de bu alanda çalışan kişileri ve kurumları bir araya getirme, eğitim çalışmaları yapma ve doğruluk kontrolü çalışmalarının şeffaflaşması ile ilkelerinin belirlenmesi amacıyla çalışmalarını sürdürüyor. Oluşumun direktörlüğünü yürüten Alexios Mantzarlis Kadir Has Üniversitesi’nde gazeteciler, akademisyenler ve yeni medya öğrencileriyle doğruluk kontrolü üzerine konuşmak için ABD İstanbul Başkonsolosluğu’nun daveti üzerine İstanbul’a geldi. Doğruluk Payı ve Teyit.org gibi IFCN’ye üye kurumların çalışanlarının da yer aldığı etkinlikte yalan haberlerin yayılma hızı, doğruluk kontrolü yapan kurumların ilkeleri ve yalan habere karşı kitlesel olarak neler yapılabileceği üzerine tartışmalar gerçekleşti. Alexios Mantzarlis ile konuşması sonrasında kurumun çalışmalarını ve son dönemde yalan haberlerin otokratik rejimlerde sansüre nasıl malzeme olduğunu konuştuk.

International Fact Checking Network nasıl bir yapılanma? Poynter Enstitüsü’yle bağlantısı ne? Amaçlarınız neler?

IFCN bütün dünyadaki doğrulama alanında çalışan kurumları bir araya getirmeye çalışan şemsiye kurum. Bu alanda çalışan kurumlar ve kişiler arasında eğitim çalışmaları yapıyoruz. Birbirleriyle etkileşime geçmeleri için bir kanal oluşturuyoruz. Yola Poynter’le başladık, dolayısıyla Poynter’in bir parçasıyız. Bütün ekibimiz Florida’daki Poynter ofisinde. Ancak Poynter’in dışında doğrulama alanında çalışanlardan oluşan bir danışma kurulumuz var. Amacımız doğrulama alanının gelişmesini sağlamak ve insanların ilgisini buraya çekmek.

Organizasyonları IFCN bünyesine nasıl kabul ediyorsunuz?

Organizasyonlardan uygulamalarını beklediğimiz bir ilkeler listemiz var. Metodolojilerini, bütçelerini, kurumun çalışanlarını, doğrulama politikalarını şeffaf bir şekilde yayınlamak zorundalar. Kurumlar bu ilkeleri yerine getiriyorsa dahil ediyoruz.

Yalan habere ve doğrulama çalışmalarına olan ilgi sizce neden arttı?

Online bilgi ekosistemimiz tıkanmış durumda. Şu anki yapı viral olarak yayılan yanlış bilgilerin çoğalmasına alan açıyor. Çünkü reklam gelirleri buradan geliyor ve yayıncılar da buna yöneliyor. Altyapıdaki bu tıkanmışlığı açmaya çalışıyoruz, yayıncılığı daha az kırılgan hale getirmeye çalışıyoruz.

Gazetecilerin görevlerinin bir parçası olarak doğrulama ile şu anki doğrulama oluşumlarını nasıl ayrıştıracağız? İkisi neden birbirinden ayrı işliyor?

İyi gazetecilikte her zaman ele alınan konuya dair doğrulama vardır. Ancak her politikacının açıklamasına doğrulama yapmazlar. Okuyucuya bir sonuç gösteren bu tarz çalışmalar tabi ki değerlidir, gazeteciliğin önemli parçalarıdır. Gazetecilikte bir konuyu ele alırken bir sonuca ulaşmaya çalışırsınız. Gazeteciler size bir şey anlatmaya çalışırlar, öznel bir sonuç olmasa da bir sonuç vardır. Ancak bu tamamen farklı bir şey. İdeal olarak her haber odasında bir doğrulama bölümü olmalı. Doğrulama kurumları ise gazetecilikte olduğu gibi bir sonuca ulaşmaya çalışmazlar, bilginin doğruluğunu veya yanlışlığını ortaya koyarlar.

2017 yılından itibaren 2 Nisan tarihini Uluslararası Doğruluk Günü olarak ilan ettiniz. Bunun sebebi neydi?

Doğrulama kurumları ne kadar çalışsalar da her bilgiye doğrulama yapamazlar. Hatta çoğu yalan haber üzerine çalışma fırsatları bile olmaz. Daha iyi bir online bilgi ekosistemi için, daha bilgili online kullanıcılar oluşturmalıyız. Kamunun da kullanabileceği doğrulama araçları yaratmalıyız. 2 Nisan da insanların dikkatini doğrulama alanına çekmek ve doğrulama araçlarını kullanmayı anlatmak üzerine açıklandı.

Peki, neler yapılabilir bu konuda?

Çok temel doğrulama becerileri var. Görselleri taratıp doğrulatmak gibi. Bu tarz basit adımları herkes kullanabilir. Eğer bir Twitter hesabınız varsa, takipçileriniz var demektir. Yanlış haber paylaşıyorsanız da takipçilerinizi yanlış bilgilendiriyorsunuz demektir.

Yalan haber tartışmaları bir yandan da sansürün alanına girmiş durumda. En son Malezya’da sahte haberlere yönelik hapis cezası gündeme geldi. Sizce yalan haber karşıtlığı bu tarz otokratik sonuçlar doğurur mu? Ayrım nasıl yapılabilir?

Genel olarak otokratik iktidarlar interneti yasaklamak ya da kısıtlamak gibi yöntemlere başvurabiliyor. Tabii ki bu tarz otokratik hamleleri yanlış buluyorum. Yanlış bilgiye karşı kurumların, yayıncıların şeffaflaşmasını talep edebiliriz. Yalan haberlerin önüne geçmek için teknolojik araçlar yaratabiliriz. Ancak iktidar müdahaleleriyle yanlış bilginin önüne geçemeyiz. İnterneti kapatmak ya da internet üzerinde bir şeyleri yasaklamak kaygan bir zemin. Özellikle de neyin yanlış, neyin doğru bilgi olduğu tam olarak belli değilse.

Alexios Mantzarlis kimdir: Eylül 2015’te  International Fact-Checking Network’ün başına geçmek üzere Poynter’a katıldı. Mantzarlis, IFCN Direktörü olarak bu alanda çalışanlar için ilkelerin yazılmasında rol aldı, üçüncü taraf teyitçiler ve Facebook arasında bir ortaklık kurulmasını sağladı, İtalya Temsilciler Meclisi’nde “yalan haber” fenomeni hakkında konuşma yapmış ve Uluslararası Doğruluk Günü’nün ilan edilmesinde etkili oldu. Ocak 2018’de Avrupa Birliği’nin yalan habere odaklı Üst Düzey Çalışma Grubu’na katılma teklifi aldı. Ayrıca UNESCO için Doğruluk Teyit dersi planı hazırladı ve Congressional Quarterly’nin önümüzdeki günlerde yayımlayacağı bir kitapta yer almak üzere ABD’de doğruluk teyidi üzerine bir bölüm yazdı. Doğruluk teyit alanında çalışmaya başlamadan önce Birleşmiş Milletler’de ve İtalya Uluslararası Siyaset Çalışmaları Enstitüsü’nde görev yaptı.