TYB Ödülleri özgürlük için

tyb

ÖZLEM ALTUNOK

Türkiye Yayıncılar Birliği’nin (TYB) her yıl bir yazar, bir yayınevi ve bir kitabevine sunduğu Düşünce ve İfade Özgürlüğü Ödülleri’nin 2017 yılındaki sahipleri belli oldu. CVK Park Bosphorus Hotel’deki törenle sunulan ödüller Aslı Erdoğan, Evrensel Basım Yayın, Batı Kitabevi’ne verildi. TYB bu yıl ayrıca 205 gündür tutuklu yargılanan Cumhuriyet Kitap’ın yayın yönetmeni ve Cumhuriyet Kitapları temsilcisi Turhan Günay’a da özel bir ödül sundu.

Törenin açılış konuşmasına “Bu ödülleri vermeyeceğimiz günler olsun diye çabalıyoruz” diyerek başlayan TYB Başkanı Kenan Kocatürk, OHAL’in ülkenin tüm muhalif kesimlerinden entelektüellerine, basın kuruluşlarından sosyal medyada tepki gösteren sade vatandaşlara kadar uzanan ağır bir baskı mekanizmasına dönüştürüldüğünü vurguladı. TYB üyelerinden Cumhuriyet Kitap Yayın Yönetmeni Turhan Günay ve İleri Yayınları’nın yayın yönetmeni Gökçe Fırat’ın terör suçlamalarıyla tutuklu olduğunu; Düşün Yayınları sahibi Ahmet Nesin ve Belge Yayınları’nın sahibi Ragıp Zarakolu’nun da terör suçlamalarıyla yargılandığını hatırlatan Kocatürk, “Hapisteki yazar ve yayıncılara dayanışma mesajımızı, yanlarında olduğumuzu iletiyoruz” dedi.

Cumhuriyet Vakfı hakkında başlatılan soruşturma kapsamında 4 Kasım 2016’da tutuklanan Cumhuriyet Kitap’ın yayın yönetmeni Turhan Günay’a verilen ödül öncesinde Günay’ın çocukları Ahmet Sönmez ve Elif Günay’ın hazırladığı video gösterildi. Ödülü Orhan Erinç’le birlikte alan Elif Günay, Turhan Günay’ın törende okunması için bir mesaj hazırladığını fakat mesajın içinde özel isim geçtiği için izin alamadıklarını söyleyerek mesajını sözlü iletti: Babam bu ödülü içerideki bütün arkadaşları, Cumhuriyet’teki çalışma arkadaşları ile Nuriye Gülmen ve Semih Özakça adına almamı istedi.”

29 Ekim 2016’da yayınlanan KHK ile kapatılan ve böylece Türkiye tarihinde kapatılan 30. yayınevi olan Evrensel Basım Yayın’a verilen ödülü, yayınevinin sahibi Songül Özkan, yayınevinin yazarlarından Adnan Binyazar’la birlikte aldı. “Kalemler kilit altında, halkımız karanlıkta, söylenecek, yapılacak yine yazarlara, şairlere, gazetecilere düşüyor çünkü onlar sözcükleri savunarak özgürlükleri, insanlığı, hakkı, adaleti kurtarmak için var” diyen Binyazar, TYB’nin hapisteki yazarların, sansüre uğrayan gazetecilerin yanında bulunmasından da onur duyduğunu belirtti. Özkan ise yayınevine 2008’de Ahmet Kahraman’ın Kürt İsyanları kitabını yayınladıkları için dava açıldığını ve o zaman da bu ödülü aldıklarını hatırlatarak “Şimdi de yayınlayamama ödülünü alıyoruz ve bundan dolayı üzgünüz” dedi. Özkan ödülü, kapatıldıkları için çıkarmak zorunda kaldıkları altı yayınevi çalışanı adına aldı.

Ödülü sunan Türkiye Yazarlar Sendikası (TYS) Başkanı Mustafa Köz ise bir araya gelmenin araçlarını çoğaltmak gerektiğini, TYB’nin de bunu yıllardır yaptığını belirtti ve yayın dünyasını TYS’nin 27 Mayıs’taki genel kurulunda ses yükseltmeye, mücadeleyi sürdürmeye davet etti.

Özgür Gündem gazetesindeki Yayın Danışma Kurulu üyeliği nedeniyle yaklaşık beş ay boyunca tutuklu olan ve müebbet hapis istenen davası devam eden yazar Aslı Erdoğan, “Bir ülkenin kendi yazarına duyduğu hınç nereden geliyor, bu ülke neden mütemadiyen kendi dilini kesiyor, neden kendi vicdanını sakatlıyor, hakikate neden bu kadar tahammülsüz ve yüz yıldır neden değişmiyor? Hakikat ve vicdandan söz ettiğimizin ve bunun üzerindeki bir tekele karşı çıktığımız için cezalandırıldığımızın farkına varmakla başlayabiliriz işe. Totaliter bir rejim her şeyden önce hakikatin sahibi olamayacak, hiç kimsenin olamadığı gibi” diyerek başladığı konuşmasında, Turhan Günay’ın cezaevinden göndermek istediği mesajın kendisini neden duygulandırdığını bir anekdotla aktardı: “Cezaevinde Tucholsky Ödülü için bir konuşma hazırlarken ve bir yandan bu notu nasıl dışarıya çıkaracağımı düşünürken odamı jandarmalar bastı, ödül konuşmasını bir suçmuş gibi saklamak zorunda kaldım. Sonra bundan utanmalı mıyım, gurur mu duymalıyım diye düşündüm. Kitapları 20’den fazla dile çevrilmiş bir romancının terör örgütü yöneticiliğiyle suçlandığı, ancak günümüz Türkiyesi’nde olabilecek kafkaesk bir dava, 50 yaşından sonra bir de üstelik…

Bruno Schulz’tan bahsetmek isterim bir de. Lehçe yazan Yahudi asıllı bir yazardı, bir gettoda öldürüldüğünde iki kitabı vardı ve sadece bir ödül almıştı. Ben bugün onun bir okuruyum. Ölümünden 70 yıl sonra doğduğu yerde onu arıyorum ve cümleleriyle hayata tutunuyorum. Onu öldürenleri mezarlarında kimse gidip anmıyor ama Bruno Schulz bizimle. Fakat kayıp olan bir şey var; Sculz’un son romanı Mesih, bir gettonun yıkıntıları arasında kayboldu gitti. Bugün bir okuru olarak benden bu romanı çalmaya kimsenin hakkı yok diyerek bu konuşmayı bitiriyorum.”

TYB Düşünce ve İfade Özgürlüğü Emek Ödülü ise Elazığ’da 35 yıldır faaliyetini sürdüren, Batı Kitabevi’nin sahibi Hanifi Batı’ya verildi.