Ezhel’in “esrar” şarkısı ve sarhoşluk ile polis müdahalesinin tarihi

beraat

OLE REITOV

Mevlâna şöyle yazar:

Ey cihanın cam! (Senin yüzünden) cam,

cihan kaybettim. Ey yer yüzünün mehtabı!
Yeri göğü şaşırdım.
Şarabı elime verme, ağzıma koy,
çünkü senin sarhoşluğundan ağzımın yolunu kaybettim!

(Mehmet Nuri Gencosman’ın Farsçadan çevirisidir)

 

Burada esas soru şu: Acaba Mevlâna’nın bu şiiri sarhoşluk deneyiminin bilfiil bir tasviri mi, yoksa şaraba karşı bir uyarı olarak değerlendirilebilir mi?

Bazılarına göre de şiirin içki içmekle herhangi bir ilgisi yok ve Mevlâna ya da Hâfız-ı Şirazi’nin şiirlerinde şaraba yapılan göndermeler aslında ilahi aşka ya da gerçek bir kişiye (erkek ya da kadın) karşı duyulan aşkı temsil ediyor.   

Bir sanatçı “uyuşturucu kullanımını yaygınlaştırma ve sarhoşluğu övme” suçuyla yargılandığı zaman devlet sansürcüsünün veya bir mahkemenin karşılaştığı ikilem işte tam da bu.

Buradan İstanbul Emniyeti rapçiyi tutukladığında ve dosyası İstanbul Anadolu 44. Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderildiğinde, savcının davanın bir mahkûmiyet kararıyla sonuçlanacağına inandığı anlaşılıyor.

Ya da polisin bu şekilde Ezhel ve “tartışmalı” olarak nitelenen diğer sanatçılara bir “mesaj” göndermeyi amaçladığı – kolaylıkla korkuya ve otosansüre yol açabilecek bir “gözümüz üzerinde” mesajı.

Uyuşturucu kullanımı nedeniyle bugüne kadar çok sayıda müzisyen gözaltına alındı ve tüm dünyada polis bunu “büyük bir mesele” haline getirdi. Ancak maalesef, gerek 2003’te Küba’da punk rockçı Gorki Carrasco’nun gözaltına alınması gerekse geçtiğimiz yıllarda Fas’ta rapçiler Lhaked ve Al Mutaqim’in gözaltına alınmaları olsun, artlarında çoğunlukla siyasi amaçlar yatıyordu.

BM’nin sanat özgürlüğüne dair raporu

Bir an için Ezhel’e yöneltilen suçlamaların yalnızca şarkı sözleri ve sosyal medya içerikleriyle alakalı olduğunu varsayalım. Böyle bir durumda, şarkı sözlerinin uyuşturucu kullanımını düpedüz yaygınlaştırdığını kanıtlama görevi savcılığa düşmeliydi. Mahkeme ise Türkiye’nin ifade özgürlüğünü güvence altına alan birçok uluslararası sözleşmenin altına imza attığını aklında bulundurmalıydı.

Birleşmiş Milletler tarafından sanat özgürlüğü hakkında hazırlanan tek rapora bir göz atalım. 2013’te, BM Kültürel Haklar Özel Raportörü Farida Shaheed, Cenevre’deki BM İnsan Hakları Konseyi’ne sanat özgürlüğünü ele alan bir rapor sundu. Raporda, sanatsal ifade ve yaratıcılığın olmazsa olmazı özgürlüğün nasıl karmaşık yollarla kısıtlanabileceğine yer verildi.   

Shaheed raporunda sanatsal seslerin farklı araçlarla ve çeşitli yollarla susturulmakta olduğuna veya susturulduğuna dair tüm dünyada artmakta olan endişeyi değerlendirdi. Raporda sansür ve kısıtlamalar uygulama isteğinin ardında genellikle siyasi, dini, kültürel ya da ahlâki sebeplerin ve ekonomik çıkarların bulunduğunu ya da bu sebeplerin bir birleşiminden kaynaklandığını vurguladı.

Özel raportör, sanatsal özgürlüklerin karşısındaki zorluklara ilişkin şu ifadelere yer verdi: “Örneğin belirli grup ya da kişilere yönelik ayrımcılık, nefret ya da şiddet çağrısı barındıran, uyuşturucu propagandası olarak değerlendirilebilecek ya da pornografik içerikli sanatsal ifadeler söz konusu olduğunda, devletler ve diğer paydaşlar çoğu zaman bu ifadelerin yaygınlaştırılmasını kontrol etme ihtiyacı duyarlar.”

Ancak raportör aynı zamanda şuna da dikkat çekti: “(Belirli bir bakış açısına göre) ahlâki olarak sakıncalı bulunan bir ifade yasal olarak kabul edilemez ya da cezalandırılabilir anlamına gelmez. Cezalar yalnızca gerekli durumlarda uygulanan nihai önlemler olmalıdır.”  

Shaheed sanat eserlerinin birebir yorumlanamayacağının da çok açık bir şekilde altını çizdi.

“Sanat eserleri, birden fazla anlam yüklenmesi için daha geniş bir çerçeve sunduğundan, kurmaca olmayan açıklamalardan farklıdır: Bu nedenle bir sanat eserinin barındırdığı mesaja dair varsayımları kanıtlamak son derece zordur ve bir sanat eseri hakkında yapılan yorumlar mutlaka bir sanatçının kast ettiği anlamla birebir örtüşmez. Sanatsal ifadeler ve eserler her zaman özel bir mesaj ya da bilgi içermez, ne de içerdikleri mesaj ya da bilgiye indirgenmelidir. Buna ek olarak, kurmaca ve hayal gücüne başvurulmasının yaratıcı eylemler ve sanatsal ifadeler için gerekli olan özgürlüğün çok önemli bir unsuru olarak anlaşılması gerekmektedir: Gerçeğin temsili gerçekle karıştırılmamalıdır, bir başka deyişle, mesela bir romanda bir karakterin söyledikleri yazarın kendi görüşleriyle eş tutulamaz. Sanatçılar böylelikle insanlığın en karanlık yönlerini araştırabilmeli ve suçları ya da bazılarının ‘ahlâksızlık’ olarak değerlendirebilecekleri şeyleri, bunları özendirmekle suçlanmaksızın temsil edebilmeli.”  

Dolayısıyla, savcılığın bir şarkı, bir şarkının amacı ve olası sonucu arasındaki bağı kanıtlaması gerekirdi.

Peki, bu nasıl yapılabilir? “Rabat Eylem Planı” olarak adlandırılan inisiyatif, şiddete, düşmanlığa ve ayrımcılığa teşviki yasaklayan Uluslararası Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi’nin (ICCPR) 20 Maddesi kapsamında devletin yükümlülükleri hakkında BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği’nin (OHCHR) yürütmüş olduğu dört yıllık bir çalışmanın ürünü. Her ne kadar dinî düşmanlığa teşvik ile ilgili geliştirilmiş olsa da, herhangi bir açıklamanın ya da bir şarkının “teşvik edici” olduğunu değerlendirmek konusunda da faydalı bir belge.

Mevzubahis belgeye göre, herhangi bir olayın tarafları “suç teşkil eden yasaklı ifadeleri, bağlam analizi, konuşmacı, içerik ya da şekil (üstü kapalı olarak “sanat şekli” anlamına da geliyor), konuşmanın kapsamı ve çabukluğu da dâhil olmak üzere [etkinin] olasılığından oluşan, altı başlıklı bir eşiğe tabi tutarak test etmeli”.

Bazı ifadeler illâ uyuşturucuya atıf demek değil

Ezhel’i yargılayan mahkeme, savcılığın iddialarından ikna olmamış olacak, rap sanatçısının beraatine hükmetti. Ancak sansürcüler ve devlet yetkilileri yıllar boyunca şarkı sözlerini yanlış yorumlayarak bir şarkının insanları bilfiil uyuşturucu kullanmaya teşvik edebileceğine inandı. 1970’li yılların en büyük hit şarkılarından biri olan, ABD’li folk sanatçısı John Denver’ın “Rocky Mountains High” parçası “uyuşturucu kullanımını özendirme” gerekçesiyle ABD’de kısa bir süreliğine sansürlenmişti. Sözlerdeki “high” (İngilizce “yüksek”, aynı zamanda “kafası güzel olmak” anlamında kullanılan) kelimesinin “uyuşturucu kullanımından kafası güzel olmak” anlamına geldiğine inanan bir kesim, şarkıyı uyuşturucu propagandası olarak yanlış yorumlamıştı. Oysa şarkı Rocky Dağları’nın temiz doğasından bahsediyordu.

Bununla beraber, müzik ve uyuşturucu birbirlerine “yabancı” değiller. Yüzlerce (büyük olasılıkla da binlerce) şarkı uyuşturucu kullanımı ve – bazı sanatçılara göre – uyuşturucu kullanımının olumlu etkileri hakkında sözler içerirken, bazı şarkılarda da (aşırı) uyuşturucu kullanımının son derece olumsuz etkileri anlatılıyor – mesela J.J. Cale’in “Cocaine” şarkısı buna sadece bir örnek. Eski bir uyuşturucu bağımlısı olan Eric Clapton tarafından popülerleştirilen şarkıyı kimlerinin uyuşturucu kullanımının propagandası şeklinde anlaması üzerine, Clapton’ın uyuşturucu karşıtı mesajını vurgulamak adına bazı gösterilerinde şarkının sözlerini “kirli kokain” olarak değiştirdiği bilinir.

Bir diğer yaygın yanlış bilgi ise rock’n’roll, reggae ve rap müziğinin uyuşturucudan söz eden şarkılarda başı çektiği düşüncesi. Aslında durum hiç de öyle değil.

ABD’de bağımlılığa yönelik bir internet sitesi olan www.addictions.com tarafından yapılan bir araştırmaya göre “sekiz kategori arasında country müziği şarkı başına uyuşturucuya ortalama 1,6 atıfla ilk sırada, arkasından da caz ve pop müziği geliyor. Hip hop ise bütün rap sanatçılarının ‘torbacı besteciler’ olduğu inancıyla çelişerek, şarkı başı ortalama 1,3’ten daha az atıfla folk müziğin arkasında son sırada.”

Ancak country müziği ABD’de bugüne kadar yasaklanmış değil. Hâlâ sağcı cumhuriyetçiler arasında en popüler müzik tarzı olmaya da devam ediyor.

Şayet Türkiye devleti uyuşturucudan söz eden tüm şarkıları yasaklamaya kararlıysa, karşısında epey çetin bir iş yükü var ve derhal çok sayıda uluslararası sanatçıyı çalma listelerinden kaldırarak işe koyulabilir. Zaman içerisinde uyuşturucu kullanımı nedeniyle gözaltına alınan sanatçılar arasında Sir Paul McCartney, Rolling Stones, Bob Marley, Johnny Cash ve Louis Armstrong gibi nice isimler var ve listenin ucu bucağı yok.

Peki, o halde Mevlâna ve Hâfız-ı Şirazi için ne demeli? Şiirlerinde gerçekten neden söz ediyorlar? İlgili sansürcülere ve savcılara bu anlamda çok iş düşüyor.

İstanbul narkotik polisi ve savcılarına gelecekte iyi bir tavsiye vermemiz gerekirse: Farida Shaheed’in raporunu okuyun ve Türkiye’nin uluslararası insan hakları sözleşmelerinin çoğunu onayladığını, bunun yanı sıra, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ndeki ifade özgürlüğü davalarının büyük kısmını kaybettiğini aklınızda bulundurun… Buna bir de Türkiye Anayasa Mahkemesi’nin, kararlarda bir çelişki olması durumunda, Strasbourg’da AİHM’in kararının uygulanması gerektiğini ifade ettiğini de ekleyin.

Kaynakça:

Birleşmiş Milletler Kültürel Haklar Özel Raportörü Farida Shaheed’in raporu: The right to freedom of artistic expression and creativity (Sanatsal ifade ve yaratıcılık özgürlüğü hakkı).

Müzik tarzlarına göre uyuşturucuya atıf üzerine www.addictions.com tarafından yapılan araştırma: https://www.addictions.com/explore/drugs-in-music-analyzing-drug-references-in-musical-genres/

Yazar hakkında

Ole Reitov, sanat özgürlüğü için mücadele eden uluslararası bir STK olan www.freemuse.org’un eş kurucusu. Reitov, sanat özgürlüğü üzerine hazırlanan BM raporu kapsamında da BM Özel Raportörü Farida Shaheed’in danışmanlığını yaptı. BM İnsan Hakları Konseyi nezdinde Freemuse’ün temsilciliğini yapan Reitov halen sanat özgürlüğü üzerine UNESCO’nun uzmanlarından biri.

©olereitov.com

Çeviren: ÖZGÜN ÖZÇER