Bir arada mıyız?

kuir

SEÇİL EPİK

“Almanya Büyükelçiliği, KuirFest ve Büyülü Fener Sinemaları işbirliğiyle 16-17 Kasım 2017 tarihlerinde Ankara’da düzenlenmesi planlanan Alman LGBTİ Film Günleri Ankara Valiliği tarafından yasaklandı.” Her şey böyle başladı gibi görünse de LGBTİ+ etkinliklerine, etkinliklerden öte LGBTİ+’ların yaşam alanlarına karşı müdahale ve yasakların burada başlamadığını, sadece OHAL bahanesiyle bu yasakların daha pervasız bir şekilde yapılabildiğini biliyoruz. Bunun en taze örneği şu sıralar Ankara’da sürmekte olan ve film gösterimleri, söyleşi, panel ve atölyelerden oluşan Biraradayız etkinliğine yapılan müdahale. Biraradayız Festivali kapsamında dün akşam (17 Ocak) Ankara İTÜ Evi’nde gösterimi yapılacak Uçurumun Kıyısında Türkiye belgesel gösterimi polis baskınıyla engellendi.

Biraz daha geriye gidecek olursak, 2015 yılından itibaren İstanbul ve Ankara’da Onur Haftası yürüyüşlerine yapılan müdahalelere rağmen “etkinliklerimizi gerçekleştirebiliyoruz” dediğimiz noktadan- OHAL 16. ayına girerken- hayli uzağız. “Film gösterimi” gibi sıradan bir kültür sanat faaliyetinin yasaklanmasıyla daha şiddetli bir yasak ve hedef gösterme sürecinin başlayacağını tahmin etmiyor değildik. Kasım ayında başlayan engellemelerden bugüne, yasakların sadece Ankara’yla sınırlı kalmaması da bu tahminlerin boşa çıkmadığını gösterdi.

Ankara Valiliği 15 Kasım’daki yasak gerekçesini şöyle duyuruyordu; “halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep ve bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesimin aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik edeceği, bu nedenle kamu güvenliği açısından açık ve yakın tehlikenin ortaya çıkabileceği”. Bu cümle de gösteriyordu ki bazılarımız diğerine göre daha “halk”tı ve bir film gösteriminden bile rahatsız olacak “kindar” nesil yetiştirme projesi başarıya ulaşmıştı.

Peki, Alman LGBTİ Film Günleri’nin yasaklanmasının ardından 15 Kasım’dan bu yana, yani sadece iki ayda neler oldu, bu kısacık zamanda çember ne kadar ve ne hızla daraldı? Şöyle bir göz atalım.

Ankara’nın ardından Mardin’de yasak

15 Kasım yasağından üç gün sonra 18 Kasım 2017’de Bianet ve Kaos GL işbirliğiyle Mardin’de yapılması planlanan Toplumsal Cinsiyet Odaklı Habercilik Atölyesi hedef gösterildiği için ertelendi. Çemberin daralma hızını söz konusu atölyenin bir LGBTİ+ etkinliği dahi olmamasından anlamak mümkün. Etkinliğin iptaline giden yolda tıpkı Alman LGBTİ Film Günleri öncesinde sosyal medyada kullanılan #LGBTfilmgünleriiptaledilsin ve #İstiklalimizeKaraLeke hashtaglerinin yanı sıra, İlke Haber Ajansı’nın (ILKHA) “Mardin’de halkın tepkisine neden olan ‘eşcinsellik programı’ tekrar gündemde” haberiyle birlikte Sabah gazetesi internet sitesi, Güneş gazetesi web sitesi, HaberVaktim, Yeni Akit gibi ulusal medya kuruluşlarınca da yayınlanan nefret söylemi ve tehditler içeren haberlerin ardından etkinlik “daha” güvenli bir ortamda gerçekleştirilmek üzere ertelendi. Ve tabii ki ertelenen etkinlik daha sonra da gerçekleştirilemedi.

Ve Ankara’da ‘süresiz’ yasak…

Belli ki Ankara Valiliği sadece Alman LGBTİ Film Günleri’ni iptal etmekle yetinmemişti. 19 Kasım 2017 Pazar günü, evet yanlış görmüyorsunuz pazar günü hem de, Ankara Valiliği’nden her türlü etkinliğin süresiz olarak yasaklandığı duyurusu şöyle başlıyordu: “Çeşitli sosyal medya ve birtakım yazılı ve görsel medya organlarından LGBTT (Lezbiyen, gay, biseksüel, transseksüel veya travesti) ile LGBTİ (Lezbiyen, gay, biseksüel, transgender, intersex) adıyla çeşitli sivil toplum örgütleri tarafından, ilimizin muhtelif yerlerinde birtakım toplumsal hassasiyet ve duyarlılıkları içeren sinema, sinevizyon, tiyatro, panel, söyleşi, sergi vb. etkinliklerin gerçekleştirileceği şeklinde bilgiler elde edilmiştir.” Valiliğin dersine iyi çalıştığını söylemek gerek. Ankara’nın en önemli iki LGBTİ derneğinin adını vermektense iki derneğin tüzüğünde yer alan tanımları kullanmışlardı (Pembe Hayat, LGBTT derneği olarak geçerken Kaos GL, LGBTİ derneği olarak görünüyordu). Süresiz olarak yasaklandığı duyurulan etkinlikler ise KuirFest’in programında yer alan her etkinliği kapsayacak şekilde hazırlanmıştı. İnternet sitesinden girip tek tek “koy abi tiyatroyu da koy, sinevizyon da varmış onu da yaz” diyen polisleri, valilik görevlilerini gözümde canlandırmadan edemiyorum ne yalan söyleyeyim.

“Kin ve düşmanlığa alenen tahrik”

Ankara Valililiği’nin süresiz yasağının duyurusunda, “toplumsal hassasiyet ve duyarlılıklar”, “kin ve düşmanlığa alenen tahrik”, “genel sağlık ve ahlakın korunması” ve “başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması” iddiaları yer alıyordu. Bir film gösterimi, tiyatro oyunu ya da panel “halkın” hassasiyetine dokunuyordu, genel sağlığın korunmasına engel oluyordu (kış günü kalabalık yerlerde bulunan insanların birbirine grip bulaştırmasından falan mı korkuyorlardı kim bilir), başkalarının hak ve özgürlüğünün korunması için LGBTİ+’ların hak ve özgürlükleri kısıtlanıyor, hatta kısıtlanmakla kalmayıp tamamen ellerinden alınıyordu.

Bursa’da polis yasağı

Süresiz yasak açıklamasının, başka yasakları tetikleyeceğini, bu kısıtlamaların başka şehirlere de yayılacağını biliyorduk. Yanılmadık. Kararla aynı gün, 19 Kasım’da Bursa Özgür Renkler LGBTİ derneğinin 20 Kasım Nefret Suçu Mağduru Transları Anma Günü kapsamında gerçekleştireceği Gacı Gibi filmi SanatMahal’e gelen ve resmi hiçbir açıklama yapmayan polisler tarafından yasaklanmıştı. Polisin “yaptırmayacağız” demesiyle bir film gösterimi etkinliğinin yasaklanabileceğini düşünmüyor tabii ki insan. Sonuçta hukuk devletlerinde işler böyle yürümez, Türkiye yoksa bir polis devleti midir? Değildir diye biliyoruz ama kim bilir…

Pera Müzesi’nde Kuir Kısalar ve ‘kamu esenliği’

Yasaklar dalga dalga İç Anadolu’dan Marmara’ya doğru gelmeye devam etti. 19 Kasım yasağının ardından bu kez hedef İstanbul’du. Pera Film’in, British Council ve KuirFest ortaklığıyla, 25 Kasım Cumartesi günü Pera Müzesi Oditoryumu’nda düzenlemeyi planladığı Kuir Kısalar gösterimi ve söyleşisi, etkinlikten bir gün önce Beyoğlu Kaymakamlığı tarafından ertelendi. Aslında “ertelendi” olarak yansıyan duyuru düpedüz yasaktı. Pera Film’in kaymakamlıktan etkinlik için izin almamış olması bahane edilmişti. Fakat 12 Ocak’ta yapılması planlanan etkinlik için izin başvurusunda bulunan Pera Film’e kaymakamlığın 29 Aralık’taki cevabı da olumsuzdu. Bahane ise bu kez kamu esenliğinin bozulmaması gerekliliğiydi. Belli ki LGBTİ+’lar esenliği bozulmak istenmeyen kamunun bir parçası değildi artık.

Bir zamanlar Türkiye’de…

Tam burada artık kulağa fıkra gibi gelse de, 16 yıl öncesine giderek bugünün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2002 yılı seçimleri öncesi Abbas Güçlü ile Genç Bakış Programı’nda bir öğrencinin “Bildiğimiz gibi Türkiye’de eşcinsel vatandaşlarımız var, eşcinsel vatandaşlarımıza Avrupa’da olduğu gibi evlilik hakkı gibi başka haklar tanımayı düşünüyor musunuz, kişisel olarak ne düşünüyorsunuz, eşcinsellere haklar tanınmalı mı tanınmamalı mı?” sorusuna şu yanıtı verdiğini hatırlamak gerekiyor: “Eşcinsellerin de kendi hak ve özgürlükleri çerçevesinde yasal güvence altına alınması şart. Zaman zaman bazı televizyon ekranlarında onların da muhatap oldukları muameleleri insani bulmuyoruz.”

Yaşı tutmadığı için videonun gerçek olmadığını düşünecekler olacaktır. İnanmazsanız buradan izleyebilirsiniz. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da dediği gibi “Nerdeeeen nereye…”

Evlilik hakkı gibi bir lüksün -evet, Türkiye gibi ayrımcılığa ve nefret söylemine karşı LGBTİ+’ları koruyan en temel yasanın dahi olmadığı bir ülke için evlilik eşitliğini konuşmak lükstür maalesef- konuşulduğu günlerden Erdoğan’ın 41. Muhtarlar Toplantısı’nda yaptığı konuşmada Bursa Nilüfer Belediyesi’nin mahalle komitesi seçimlerine getirdiği “beşte bir LGBTİ kotası”na tepki gösterdiği günlere gelmiştik bir kere. Dedik ya çember hep daralır ama bu bazen son iki aydaki hızıyla olmaz, ama bir kez hızlandı mı da geri dönüşü olur mu bilinmez.

Son müdahale Biraradayız etkinliğine

Yasakların ardından ne mi oldu? Ankara’daki LGBTİ dernekleri Kaos GL ve Pembe Hayat, valiliğin LGBTİ etkinliklerini süresiz olarak yasaklamasına karşı ayrı ayrı kararın iptali ve yürütmesinin durdurulması istemli dava açtı.

13-17 Aralık tarihleri arasında Documentarist tarafından düzenlenen Hangi İnsan Hakları Film Festivali, KuirFest ile dayanışmak için Kısalar Seçkisi gösterimi yaptı. Ankara’daki farklı örgütlenmeler yasaklara karşı “öfkemizle, neşemizle, aşkımız ve arzumuzla kafa tutmak için bir araya geliyoruz! Dertlerimiz ki ortak ancak birlikte aşılacak!” diyerek bir araya geldi ve Biraradayız topluluğu olarak 12-17 Ocak tarihleri arasında panel, atölye, söyleşi ve film gösterimlerinden oluşan bir panel düzenledi. Yasaklara karşı bir arada olmanın ihtimalini, bu yasakların sadece LGBTİ dernekleriyle sınırlı kalmayacağını, bir araya gelmediğimiz sürece bugün LGBTİ+ yasaklarının yarın başka yasaklara evrileceğini konuştuğumuz etkinliğin son günü ise polis baskınıyla sonlandı.

Ya bundan sonra?

Önümüzdeki günlerde İstanbul’da yapılması planlanan Kuir Fest gösterimlerinin akıbeti ise henüz belli değil. 26-27-28 Ocak tarihleri arasında KuirFest filmleri İstanbul’da olacak. Yedi yıldır olduğu gibi bir heyecanla değil kaygıyla olacak bu kez. Yedi yıldır devam eden bir film festivali nasıl bir anda OHAL bahanesiyle yasaklanacak kadar zararlı bir etkinliğe dönüştü bilinmez ama meselenin sadece LGBTİ’lerin meselesi olmadığını, bir araya gelmenin gerekliliğini, gettolara çekilmenin gelecekte doğuracağı tehlikeleri düşünmedikçe bu yasakların aşılamayacağı aşikâr. İlk yasağın geldiği güne kadar LGBTİ+ derneklerinin de, yedi yıldır “Türkiye’nin tek kuir film festivali” olarak yüz binlerce kişiye ulaşmış KuirFest’in de OHAL bahanesiyle yasaklarla karşı karşıya geleceğini pek de düşünmemiştik açıkçası. Tam da bu sebepten bugün etkinliklerini yapmaya devam eden türlü insan hakları savunucularının, kültür sanat kurumlarının -özellikle de kurumsal mekânların- bu yasağın başka yasakların habercisi olacağını göz ardı etmemesi gerekiyor belki de.